battaniye. LAZIM.

Feb 10

sen, iy’ki.

Hep ilk başta şöyle düşündüm: Keşke iki abim olacağına, bir abim bir de ablam olsaydı. Yani, müşteri memnuniyeti için aynı markanın iki benzer ürününü bulundurmaktansa; farklı markanın iki benzer ürününü bulundurmak akla en yatkın olanıydı.

Karar verildi: 1 adet abi 1 adet de abla!
Hızla ikinci aşamaya geçilirdi. Şimdi abilerden birinden vazgeçip, onu hiç tanımadığım ve saç rengini, kulak kepçesinin yapışıklığını tamamen kendi hayal ürünümden oluşturduğum bir ablayla yer değiştirmek zorundaydım.

Bu noktada kaşımın biri derin düşüncelerle havaya kalkarken, zaman kazanmak için kafamı kaşıyordum.

Plan patlamıştı. İki abimden de vazgeçemezdim.

Tamam bir abla bir kız için her şey demekti, ayak numarasının ve beden ölçülerinin aynı olması takdirinde tüm kıyafetlerin ve ayakkabıların ikiye hatta ablanın alışveriş tutkusuna göre üçe-dörde katlanması, makyaj malzemelerinin genelde para vermeden otlanılması, eve geç gelineceği zaman kıçının kollanması, erkekler tarafından kırılan kalp vakalarında yan odada nöbetçi eczane bulunması anlamına gelebilirdi.

Ama gel gelelim abi. Abi bir kız çocuğu için babayla anne arasındaki şehirlerarası yolculukta, dinlenme tesisleri gibidir. Bu dünyada size başka kimsenin vermeyeceği güveni verirler. Yedek can gibidir onlar. Düşsen, anne baba gibi kaldırmaz, ama sen kalkana kadar da yere seninle birlikte uzanıp sağa sola bakarak güvende olduğundan emin olur, aynı zamanda moralini yüksek tutmak için saçma fıkralar anlatır. Bir abi, kızkardeşinin saçlarını bir anneden çok daha ayrı şefkatle tarayıp örer.  Bir abi, kızkardeşinin  kalbini kıran bir erkeği affetmez, o erkeğin kızkardeşinin saçlarına bir daha dokunmasına izin vermez. Bir abi, kızkardeşi kendisine sarılıp ağladığında ona içinden geldiği kadar sıkı sarılmaz. Çünkü kızkardeşinin kemikleri incedir ve onları incitmekten ödü kopar, yine de o gece yattığında içinde bir keşke kalır, “keşke içinden geldiği kadar sıkı sarılsaydı”, neyse ki kızkardeşi bunu biliyordur, hatta öyle biliyordur ki bunu, ne yapar eder bir yazısının içine sıkıştırırverir.

Ben ne kadar aptalmışım ki, bir ablamın olabilmesinin tek yolunun bir abimi feda etmek olduğunu sanmışım. Hiç aklıma gelmemiş, bir gün bu kadar çok sevdiğim bir abim, bir gün bir kızı bu kadar çok sevecek, sonra bir eliyle benim elimi, bir eliyle o kızın elini tutup, ikimizin ellerini birleştirecek. Hiç aklıma gelmemiş yani, başka bir yerde başka bir kadının, bir kız çocuğunu, bir gün benim ablam olsun diye yetiştirebileceği ihtimali. O kadar garip bir duygu ki bu, yani, konserve yaprak sarması gibi, yolda yürürken para bulmak gibi, google’a ‘”dönem ödevi” yazıp çıktı almak gibi, bir sabah uyandığında başucunda sıcacık tost ve portakal suyu bulmak gibi.. Hiç emek vermeden, birden birileri kucağına bir şeyler bırakıyor, dünyalar senin oluyor.

Sen, iyi ki doğdun, iyi ki buldun benim abimi, uyurken ürkütücü şekilde sayıklıyor ve genellikle horluyor olmasına rağmen onu sevmeye devam ettin, ben sana bunun için teşekkür ederim, bir de, bilirsin işte, benim hiç ablam olmamıştı.

  1. enstantane reblogged this from odediginfilmlerdeolur and added:
    şanslıyım. seni...seviyorum. çok.
  2. takyon reblogged this from odediginfilmlerdeolur
  3. odediginfilmlerdeolur posted this